Rivâyete göre şöyle demiştir: Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in kadınları Osman'ı Ebû Bekir'e gönderip Allah'ın, Resûlü salla'llahu aleyhi ve sellem'e tahsîs buyurduğu hurmalıklardan "sümün (=sekizde bir) hisselerini" istediler. Ben de onları karşılıyarak kendilerine: Allah'dan sakınmaz mısınız? Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem: [Biz (Peygamberler câmiasının terikesine) vâris olunmaz. Bizim bıraktığımız her mal sadakadır (mülkiyeti beytülmâle ait vakıftır) derdi. Bu sözle Resûlullah kendisini kasdederek: Ancak Muhammed'in âilesi bu mal (ın gelirin) den istifâde edebilir! buyurdu] dedim. Ve Nebî salla'llahu aleyhi ve sellem'in kadınlarının mürâcaatı, benim kendilerine vâkı' olan bu ihbârım üzerine sona erdi. (Buhari \ BENÎ NADÎR'İN TEHCÎRİ VAK'ASI \ Peygamberler mîras bırakmaz)
Günün Sozü
İnsanların bu dünyaya niye geldiklerini, amaçlarını, varlıklarının nasıl oluştuğunu anlamaları lazım.
İnsanlar maddi dünyanın ve maddenin esiri olmuş. Esrar çekmiş bağımlılar gibi oradan oraya savruluyorlar.
Herkes bir hayalin (putun) peşinde. Kuran'da ve peygamberlerin hayatında üzerine en çok vurgu yapılan konu puta tapma. Zamanımızın putları da maddi yaşam.
O yüzden maddeden soyutlanıp öze yolculuk yapabilmek gerekir. Burada madde kelimesi çok kapsamlı. Sadece para, mal, mülk değil.
İnsanın cennete girebilmesi için üzerindeki maddi yüklerden arınması, saflaşması gerekiyor. İnsan üzerindeki maddiyatı da ancak yanarak atar. Aynı altının yanıp saflaşması gibi.
Ya bu dünyada yanacan, ya ahirette.
Ancak maddi yüklelerini yakabilenler cennete girebilir.
(Barış Muçe)